İZBAŞ Başkanı Sevimli: İhracatçının Soluğu Tükeniyor
İZBAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Sevimli, yüksek finansman maliyetleri ve artan üretim giderlerinin ihracatçıların işletme sermayelerini erittiğini belirterek, "İhracatçımız 3 yıldan fazla süredir adeta mucize yaratıyor. Ancak hiçbir mucize ilelebet sürdürülemez." dedi.
İzmir Serbest Bölge Kurucu ve İşleticisi AŞ (İZBAŞ) Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Sevimli, enflasyonla mücadele programının iş dünyası üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, yüksek finansman maliyetleri ve artan üretim giderlerinin ihracatçı firmaları zorladığını bildirdi.
Sevimli, yaptığı yazılı açıklamada, 2026 yılının başında 43 lira seviyesinde bulunan dolar kurunun yılın ilk 10 ayında yaklaşık yüzde 15 arttığını, buna karşılık resmi enflasyonun yüzde 30, işletmelerin karşılaştığı maliyet artışlarının ise en az yüzde 50 seviyesinde olduğunu ifade etti.
Eylül itibarıyla ihracattaki yıllık artışın yüzde 5 düzeyinde kaldığını belirten Sevimli, enflasyonla mücadele programının iş dünyasını yorduğunu, firmaların işletme sermayelerinin giderek eridiğini kaydetti.
Türkiye'de geçen yıl yaklaşık 168 bin firmanın ihracat gerçekleştirdiğini aktaran Sevimli, ihracatçıların müşterilerini ve mevcut pazarlarını korumak, çalışanlarının istihdamını sürdürmek amacıyla kârlarından ve sermayelerinden fedakârlık ettiğini belirtti.
"Krediyi bulmak başka, kullanabilmek başka"
Sevimli, firmaların finansman sorunlarının yalnızca krediye erişimle sınırlı olmadığını, kredi maliyetlerinin de işletmeler açısından belirleyici olduğunu vurguladı.
Yüksek faizle kullanılan kredilerin üretim maliyetlerini artırdığına işaret eden Sevimli, şunları kaydetti:
"Bir kredinin bulunabiliyor olması, işletmenin o krediyi kullanabileceği anlamına gelmiyor. Asıl mesele, finansmanın üretimden elde edilebilecek kazançla karşılanabilir maliyette olmasıdır. Yüksek faizle alınan kredinin yükünü ürün fiyatına yansıttığınızda müşteriyi kaybetme riskiyle karşılaşıyorsunuz. Yansıtmadığınızda aradaki farkı sermayenizden karşılıyorsunuz."
Üretim ve ihracat faaliyetlerini sürdüren firmaların önemli fedakârlıklarda bulunduğunu belirten Sevimli, "Bu koşullarda üretimini ve ihracatını sürdürmeyi başaran firmalarımız adeta mucize yaratıyor. Ancak hiçbir mucize ilelebet devam edemez." ifadelerini kullandı.
Sevimli, emtia ve enerji maliyetlerindeki artışların yanı sıra işçilik, lojistik ve finansman giderlerinin işletme sermayeleri üzerindeki baskıyı artırdığını bildirdi.
"Kaybedilen üretim gücünü yeniden kurmak kolay değil"
İşletme sermayesindeki kayıpların yatırım kararlarını, üretim kapasitesini ve istihdamı etkileyebileceğini belirten Sevimli, ekonomi politikalarında üreticilerin karşılaştığı sorunların dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
Sevimli, şirketlerin sermaye kaybının yalnızca bilançolarına yansımadığını belirterek, şöyle devam etti:
"Bir işletmenin sermayesi eridiğinde yalnızca bilançosundaki rakam küçülmüyor. Yenileyeceği makine erteleniyor, geliştireceği ürün bekliyor, alacağı yeni sipariş için hareket alanı daralıyor. Bu baskının uzaması, tedarikçisinden çalışanına kadar geniş bir kesimi etkiliyor."
Yıllar içinde oluşturulan üretim kültürünün, yetişmiş insan kaynağının ve müşteri ilişkilerinin korunmasının önemine dikkati çeken Sevimli, kaybedilen ihracat pazarlarına yeniden girmenin ve duran üretim hatlarını tekrar faaliyete geçirmenin yüksek maliyetler doğurabileceğini kaydetti.
Üretici ve ihracatçıların öngörülebilir maliyet yapısına, karşılanabilir finansmana ve uzun vadeli planlama yapabilecekleri koşullara ihtiyaç duyduğunu belirten Sevimli, enflasyonla mücadelede üretim kapasitesinin korunmasının da gözetilmesi gerektiğini vurguladı.
"Atatürk'e karşı sorumluluğumuzu sorguluyoruz"
Cumhuriyet'in 103. yılına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Sevimli, Türkiye'nin eğitim, üretim, sanayi ve toplumsal refah alanlarında daha ileri bir noktada olması gerektiğini söyledi.
Sevimli, "Cumhuriyetimizin kurucusu Aziz Atatürk'e karşı sorumluluğumuzu yerine getirebilmiş olmayı isterdik. Bugün geldiğimiz noktada kendimizi mahcup hissediyoruz." dedi.
Türkiye'nin sahip olduğu insan kaynağı ve üretim potansiyeline işaret eden Sevimli, şu değerlendirmede bulundu:
"Daha fazlasını başarabilecek insanımız, birikimimiz ve üretme irademiz varken kendimizi mahcup hissediyoruz. Bu duyguyu aşmanın yolu, üreticinin sesini duymaktan, emeği korumaktan ve ülkemizin kaynaklarını üretimi güçlendirecek biçimde değerlendirmekten geçiyor."
Sevimli, üretim, istihdam ve ihracata katkı sağlamayı sürdürmek istediklerini belirterek, Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında Türkiye'nin sahip olduğu potansiyelin toplumsal refaha dönüştürülmesinin ortak sorumluluk olduğunu ifade etti.